KADERİN ŞİFRESİ
İsminiz, hayat yolculuğunuzda düşündüğünüzden çok daha fazlası!
ebced nedir?



Ebced İlmi, bir hesaplama çeşidi olup, Arap alfabesindeki her harfin bir rakam değeri olduğu kabul edilerek yapılır. Harflerin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap sistemi şeklinde de tarif edilmektedir. Arap harflerinin ebced düzenine göre dizilişinin Hazret-i Âdem’e (A.S.) dayandığı rivâyet edilir.

Romalıların bu sistemle rakamlar kullandıkları bilinmektedir. Bu sistemin, İbrânîce ve Ârâmîce’nin de etkisiyle Nabatîce’den Arapçaya geçmiş bulunduğu ve Hz. Peygamber (S.A.V.) devrinde de olduğu gibi kullanıldığı bilinmektedir.

Bu düzenleme ile alfabenin kullanıldığı tarih süreci içerisinde, zamanla bu harflere sayısal değerler verilmiş; bu sayısal değerler âlimler, edebiyatçılar ve şâirler tarafından makbul ve muteber karşılanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Şâirler ve edipler, yazdıkları eserlerde ebced ilmini kullanmışlar ve harflere verdikleri rakamsal değerler ile önemli tarihleri kaydetmişler; zaman içinde bu yöntem yaygınlaşma ve gelişme göstermiş; âdetâ Arap alfabesinin bir yan ilim dalı olarak olgunlaşmış ve adına da EBCED HESABIEBCED İLMİ veya CİFİR İLMİ denmiştir.

Güzel bir tevafuktur ki, Ebced İlmi sisteminin asıl adı olan “Ebû câd” kelimesinin matematik değeri, 17 dir. İslamın ortaya çıktığı sırada, Mekke’de yazı bilenlerin sayısı da 17 idi.
EBCED ve İSTANBUL'UN FETHİ



İstanbul’un fethi için gerekli hazırlıkları ve altyapıyı oluşturan Fatih Sultan Mehmet Han bir türlü surları aşarak şehre giremez. Bir taraftan Hristiyanlar; “İstanbul kutsal şehirdir, hiç kimse bu şehri alamaz” diye propaganda yapmaktadırlar.

Fatih Sultan Mehmet, vezirleri, komutanları ve ulemayı toplar. Onlarla istişare eder. Neden şehrin alınamadığını sorgular.Bir kısım ulema; “Padişahım bu şehri ancak Mehdi alacaktır. Rivayetlerde böyle gelmiştir. Dolayısıyla bu şehrin alınması kolay değildir. Muhasarayı kaldıralım” derler.

Bunun üzerine orada bulunan Akşemsettin Bey; “Ben bu konuyu araştırayım. Toplantıya yarın devam edelim” der.

Ertesi güne kadar gerek kaynaklardan aramaya gerekse manevi olarak “Murakabeye” varır. Ertesi gün istişarede,

“Padişahım bu şehrin alınması size müyesser olacaktır. Kuşatmaya ve mücadeleye devam edelim. Sakın muhasarayı kaldırmayalım” der.

Ulemanın bir kısmı sorar?

“Siz buna nasıl kanaat getirdiniz. Deliliniz nedir? Keşif ve rüya şeraitte delil değildir. Bize kesin delil getirmen gerekir”derler.

Akşemsettin;

“Kur’ân-ı Kerimde geçen ‘Beldetün tayyibetün’ (Sebe, 34:15) doğrudan Mekke’ye işaret eder. Şeddesiz 8 harfi ile hicretin 8. senesinde fethedileceğine işaret eder. Aynen vaki olmuştur. Mekke’den sonra “Güzel belde” peygamberimizin “güzel ordu ve güzel asker” tarafından fethedileceği müjdelenen ikinci beldedir. Bu da ebced hesabı ile yine şeddesiz 857 eder. Bu sene hicrî 857 senesidir. İnşallah bu fetih bizlere nasip olacaktır” der.

“Peygamberimizin (S.A.V.) ‘Mehdi İstanbul’u fethedecektir’ hadisine ne dersiniz” dediklerinde

“Evet, hadis-i şerif doğrudur. Ancak o zaman Deccal İstanbul’a hâkim olacaktır. Mehdi tesbihler ve tekbirlerle Deccalın elinden yeniden alacaktır” cevabını verir.

Kuşatmaya devam edilir ve İstanbul fethedilir. Bu sebepten dolayıdır ki Fatih Sultan Mehmet;“Ben, İstanbul’un fethinden çok içimizde Akşemsettin gibi bir âlimin bulunmasından dolayı seviniyorum. Onun yanında benim dizlerimin bağı çözülüyor”demiştir.

Bu örnekte görüldüğü gibi Akşemsettin gelecekten haber vermemiş, ancak Kur’ân-ı Kerim’in bir i’cazını delil getirerek ve bu i’câzın ortaya çıkmasına Ebced ilmi ile olduğunu beyan ederek, İstanbul’un 857 hicri tarihinde fethedileceğine Kur’ânın işaret ettiğini ifade etmiştir.

İsimler Kaderi Nasıl Etkiliyor?


Kaderimizi etkileyen birçok etken vardır. Fakat bunların en önemlisi doğum tarihimize göre bize konulan isimdir.

İsimler ilahi alemde adeta bir kod özelliği taşır ve sürekli zikredile, zikredile çok yoğun kozmik bir etki oluşturur.

Doğum esnasında karşılaştığımız kozmik etkilerin ve ismimizin enerjisi; kaderimizi etkilemektedir.
İsim Analiz Tarihi



Antik Mısır'dan Roma İmparatorluğuna kadar tüm toplumlar isim analizi ile ilgilenmişlerdir. Romalılar "nomen est omen" yani "ismimiz kaderimizdir" diyecek kadar kesin bir inanışa sahiptirler.

Harflerin gizemi İsrail oğullarında da değişik boyut kazanmış ve harflerle kişilik ve yaşam yorumlanmaya başlanmıştır. Yine Babil, Kalde, Asur ve Asya Devletleri bu yöntemle çeşitli analizler yapmışlardır.

Kişinin isminin onun kaderini etkilediğini daha sonra Araplar da kabul etmişlerdir.

Hz. Muhammed (sav) "Evlatlarınızı güzel isimlerle çağırın ki, onlar güzel bir şekilde anılsın." Hadisi ve adı savaş anlamına gelen bir sahabenin barış anlamına gelen isimle değiştirmesi, isimler ve üzerinizdeki etkilerinin İslam aleminde de üzerinde önemle durulması gereken bir nokta olarak görülmesine kapı açmıştır.

İslam alimleri de bu konuda ciddi araştırmalar yapmış ve Hz. Muhammed'in ismindeki "M" harflerinin ebced değerinin 40 olduğu ve bunun da kendisine 40 yaşlarında peygamberlik geleceğinin işareti olarak yorumlanmıştır. Yine Kuran-ı Kerîm'de geçen "Beldetün Tayyibetün" (Orası güzel bir yerdir) deyiminin karşılığı 812'dir. Ve bu hicri olarak 812 rakamı da İstanbul'un fetih tarihi olan Miladi 1453'ü göstermektedir.

Anadolu'da da çok yaramaz ve çok sık hastalanan çocuklar için "Çocuğun ismi ona ağır geldi." sözünün söylenmesi zaman, zaman isimlerin değiştirilmesi gereği bu konuya ülkemiz insanlarının da yabancı olmadığını göstermektedir.
İsim Analiz Raporunuzu Alın
Bu site SSL sertifikalıdır. Çerez Politikası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu uygulama kesinlikle fal değildir; kişisel gelişim ve içgörü sağlamaya yöneliktir.
Copyright © 2026 SMEDYA LLC - Kaderin Şifresi